Safiye Ayla Kimdir? Biyografisi Albümleri ve Şarkıları

Safiye Ayla 1917 yılında hayata İstanbul’da gözlerini açmıştır. Başarılı bir Türk Sanat Müziği sanatçısı ve yorumcusudur. Doğuştan yetim ve üç yaşında iken öksüz kalmıştır. Babası Hicazizade Abdullah Bey’dir. Safiye Ayla, dünyaya gelmeden evvel babasını kaybetmiştir. Annesi ise o henüz üç yaşında iken hayata gözlerini yummuştur. Kimsesiz kalan küçük Safiye, Çağlayan Darüleytamı’na yerleştirilmiştir. Akıllı ve duygusal bir çocuk olan Safiye Ayla daha sonra Bursa’da Muallim Mektebi’ne kaydolmuştur.

 

Safiye Ayla’nın Müzik Hayatına Adım Atışı

Müziğe küçük yaşlardan beri ilgisi ve yeteneği olan Safiye Ayla, okul yıllarında piyano çalmaya başlamıştır. Bursa’daki Muallim Mektebi’ndeki mezuniyetinin ardından ise Beyoğlu’nda bir ilkokula tayini çıkmıştır. Burada yaptığı öğretmenliğin ardından müzik tutkusu daha ağır basarak, Türk Musikisi çalışmalarına katılmıştır. Darüttalim Musiki Heyeti ile başladığı çalışmaların ardından öğretmenlikten istifa etmiştir. Mustafa Sunar’dan da müzik dersleri alarak bu konuda kendini daha da geliştirmiştir. Sesinin güzelliği, akıcı Türkçesi ve zarif yorumuyla hemen öne çıkan sanatçılar arasında yerini almıştır. Dönemin en ünlü gazinolarında görev alarak, şarkıları kendine has yorumu ile icra etmiştir.

 

Sahne Sanatlarındaki Başarısı

Safiye Ayla sahne sanatlarında da son derece başarılıdır. Alabanda revüsünde rol alan Safiye Ayla, Kraliçe Mimoza rolüyle de başarılı bir performans sergilemiştir. Sanatçının ses icrasındaki başarısı, besteleri ile de öne çıkmaktadır. Dillerden düşmeyen iki önemli bestesi bulunmaktadır. Bunlardan ilki “Ah bu gönül şarkıları” olarak bilinen çok severek dinlenen şarkısıdır. Safiye Ayla pek çok yerde konser vermiştir. Bu konserlerin en önemlileri Atatürk’e verdiği konserlerdir. Atatürk’e olan hayranlığı nedeniyle çoğu kez heyecandan titreyerek bu konserlerini icra etmiştir. Buna rağmen Atatürk’ten büyük övgüler almayı da başarmıştır. Özellikle Atatürk, doğduğu toprakların şarkı ve yöresel türkülerini Safiye Ayla’dan dinlemeyi çok ister ve büyük bir mutluluk duyardı. Kahramanlık türküleri ve Yanık Ömer Türküsü de Atatürk’ün Safiye Ayla’dan severek dinlediği şarkılar arasındaydı. Atatürk, Safiye Ayla’dan Yanık Ömer Türküsü ile ilgili bir ricada da bulunmuştur. Çok sesli müziğin de gelişmesine önem veren Atatürk, Yanık Ömer Türküsünü orkestrada çok sesli batılı enstrümanlar ile icra etmesini rica etmiştir. Safiye Ayla, bu durumu ilgili yerlerde dile getirse de Atatürk’ün ricası ve kendi isteği olan bu icrayı yerine getiremeden hayata gözlerini yummuştur.

 

Mütevazı Yaşamı

Safiye Ayla, dünyaya gözlerini açmadan evvel babasını kaybetmesi ve kısa bir süre sonra da annesinin vefatı ile duygusal bir çocukluk geçirmiştir. Naif ve duygusal tarafının bir nedeni de doğuştan yetim ve küçük yaşlarda öksüz kalmasına bağlıdır. Tanrı vergisi olan müzik yeteneği, ona tüm sıkıntılarında moral sunan bir can yoldaşı olmuştur. Hayvanları seven, duygusal ve mütevazi bir insan olarak yaşamıştır. Doğduğu dönemin ve yaşadığı koşulların tesiri ile vatan sevgisini çok kuvvetli bir şekilde yaşayan ve bunu müziğinde de icra eden bir sanatçıdır. Ulu Önder Atatürk’ün vatanı için yaptığı tüm fedakârlıklar ve karizması onda Atatürk’e karşı hayranlık hissetmesine sebep olmuştur. Onun karşısında her şarkıyı icra ederken çok heyecanlanmasına sebep olmuştur. Safiye Ayla, Peygamber soyundan gelen Şerif Muhittin Targan ile otuzlu yaşlarında evlenir. Bu evlilik ne yazık ki, Şerif Muhittin Targan’ın vefat etmesi sebebiyle ancak on yedi sene sürmüştür. Safiye Ayla, yorumu ve düzgün Türkçesi ile diğer icracılardan ayrılan bir sanatçı idi. Duygusal bir yorumu olan sanatçı, her şarkıyı ait olduğu nota kalıpları ile okuyabilen müzik bilgisi son derece kuvvetli olan sanatçılarımızdandır. 1998 yılında ebediyete intikal etmiştir.